Lütfen Bekleyin


MAKALE 2

Çoğumuz dünyaya gelmekteki amacımızın mutluluk olduğunu düşünürüz, kimimiz çalışmaktan kimimiz gezmekten, kimimiz aile sahibi olmaktan, kimimiz para kazanmaktan mutlu oluruz. hepimizin kendisine göre farklı istekleri ve amaçları vardır, bunlara ulaşmak için farklı şeyler yapar, geneli mutlu eden bir eylem sıra dışı birini mutlu etmeyebilir. Nasıl ki zihinsel ve duygusal isteklerimiz farklılaşıyor, bedensel isteklerimiz de farklıdır.

İki çocuğu olan her anne iki çocuğun da aynı anne babadan gelmesine ve benzer çevre koşullarında büyümelerine rağmen çok farklı olduğunu bilir, bu ikizlerde bile bazen böyledir..Farkı bedensel güçler, farklı yaşam enerjileri, farklı karakterler..

Son yüzyılda insan bedenine ait bilgilerimiz son derece artmış ve bedenin içini gözleyecek tekniklere sahip olduğumuz halde günümüz tıp bilimi nedense bu farklılıklara değil, benzerliklere yönelir ve bu tür araştırmalar herkesin nerdeyse ayni makine-bedene sahip olduğu, benzer biçimde hastalanıp benzer yöntemlerle iyileştiği varsayımıyla son bulur.
Oysa mide ülseri dediğimiz şeyin bile herkeste aynı olmadığını biliyoruz. Patolojik mikroskopik özellikleriyle aynı tipte bir ülsere sahip insanların kimisi açlık ağrısı çeker, gece yarısı kalkıp yeme alışkanlığındadır, kimisinin ağrıları toklukla başlar, kimisinin ağrılarının ise yemekle hiçbir ilgisi yoktur, üzüntü ya da öfkelenmekle başlar. Ayni patolojik semptoma sahip olabilirler ama bunların hepsinin aynı hastalık olduğunu söylemek dört bacaklı herşeye masa demeye benzer.

Modern tıpta hastalığın belirtileriyle hastalığın kaynaklandığı fiziksel, duygusal, zihinsel yumağı birbirinden ayıracak araçlarımız olmadığı kesin. genellikle semptomların bütününe hastalık deme alışkanlığındayız. (Hahnemann)Ama bu semptomları ortadan kaldırmakla hastalıkların geçmediği kesin. Yüksek tansiyon ve Diyabet (şeker) hastalarıyla yapılan uzun süreli çalışmalar bu hastaların, yıllar boyu ilaç yardımıyla tansiyonlarını ve kan şeker düzeylerini normal düzeylerde tutsalar bile uzun sürede, hastalık belirtileri olan diğer hastalarla aynı komplikasyonlardan öldüklerini göstermektedir. Bu hastalıkların tedavi edilemediği açıktır gene de tıp bu gerçeği sonuçta benzer sonuçlar doğuracak olan başka ek ölçüm yöntemleri ve ek ilaçlar kullanarak kapatmaya çalışmaktadır. Biraz paranoyak eğilimleriniz varsa bütün bunların ilaç firmalarının uydurması olduğunu bile düşünebilirsiniz. Bütün bunlar hastalığa bakış açımızdan ve onun yalnızca fiziksel göstergelerin düzeltilmesiyle tedavi edileceği anlayışından kaynaklanmaktadır.

Bu yüzden tıbbi ilaçlar fiziksel semptomlarla nerdeyse birebir eşleştirilerek kullanılır. Her bir semptoma bir ilaç.. Nezle örneği? Sonuçta fiziksel semptomlar yalnız birer göstergedir. arabanız arızalansa göstergedeki kırmızı ışıklardan biri yansa ve siz arabanızı tamirciye götürseniz.. ertesi gün aldığınızda artık göstergenin yanmadığını görseniz ve ne yolduğunu sorsanız tamirciye o da cevap olarak lambanın elektrik kablosunu kestiğini söylese bunu bir tamir olarak kabul etmezsiniz , o halde neden bedeniniz için kabul ediyorsunuz, sonuç olarak her bir semptomun orada olmasının bir nedeni var siz hoşlansanız da hoşlanmasanız da..

Bir başka örnek de hastalıkların nedenlerine ait akıl yürütmelerimize ilişkindir. Şu anda televizyon seyrediyor olsanız ve ekran aniden kararsa bunun televizyonun bir problemi olduğuna karar vermezsiniz hemen, elektrik kesilmiş olabilir, yayın kanalında bir problem olabilir ya da gerçekten televizyonunuz arızalanmış olabilir. Sonuçta bilimsel bir bakış açısıyla baktığınızda araştırma alanınız yalnızca televizyon ile sınırlıysa televizyona sinyal gelmemesi de televizyonun bir problemi olabilir!. Depresyondan serotonin düzeylerinin düşmesini sorumlu tutmamız gibi..Bizim bütün bildiğimiz depresyon hastalarında serotoninin düşük olduğudur ve serotonin düzeylerinin yapay olarak yükseltilmesinin bir takım depresyon hastalarına iyi geldiğidir (antidepresanların bütün depresyon hastalarını iyileştirdiği bilimsel açıdan da son derece yanlış bir görüştür)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Homeopati Derneği Logo

Derneğimiz Homeopatinin yaygınlaşmasını sağlamak,bu alanda tedavi hizmeti vermek uzmanı yetiştirmek ve araştırmalar yapmak amacıyla 2007 de kurulmuştur.

Salı->Pazar : 10:00-18:00
Pazartesi : KAPALI

+90 212 244 92 04
+90 535 082 44 09

bilgi@homeopatidernegi.org

GÜMÜŞSUYU - TAKSİM
ÖMER AVNİ MAHALLESİ EMEKTAR SOKAK 24/5

Homeopati Dernegi